Tarihin ilk dönemlerinde düz dünya inancı, insan algısının bir sonucu olarak şekillendi. Dönemin teknolojik kısıtlamaları nedeniyle, Dünya’nın eğriliğini gözlemlemek mümkün değildi. Bu eksiklik, doğal olayların yorumlanış biçimini etkiledi.
ESKİ ÇAĞLARDAN MODERN ZAMANA DÜZ DÜNYA
Güneşin ve ayın doğuş ve batış hareketleri, dünyanın düz olduğuna dair yanılsamaları pekiştirdi. Eski uygarlıkların birçok metninde bu görüşün izlerine rastlanır.
MODERN ÇAĞDA TEORİNİN YENİDEN DOĞUŞU
Bilimsel devrimlerle unutulmaya yüz tutmuş bu görüş, 19. yüzyılın ortalarında Samuel Birley Rowbotham öncülüğünde tekrar gündeme geldi.
Rowbotham ve destekçileri, bilimsel gelişmelere karşı bir duruş sergileyerek düz dünya fikrini yaymaya çalıştı. 1950’lerde Britanya’da kurulan Flat Earth Society, bu inancı modern çağın bir hareketi haline getirdi.
İDDİALAR VE KURAMLAR
Flat Earth Society üyeleri, dünyayı üzerinde yıldızların döndüğü bir kubbe ile kaplı düz bir disk olarak tasvir ediyor. Bu teoriye göre güneş ve ay, yalnızca 50 kilometre çapında olup, Dünya’nın üzerinde 5.500 kilometre yüksekte dönüyor.
SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ
2000’lerden itibaren sosyal medya, bu teorinin küresel ölçekte yayılmasını hızlandırdı. YouTube, Facebook ve Twitter gibi platformlar, düz dünya savunucuları için birer merkez haline geldi. Bu kanallar aracılığıyla geniş kitlelere ulaşıldı ve konferanslar düzenlenmeye başlandı.